Bi kız bi de erkekten oluşan bi çiftimiz var blog. Tabi aşk hikayesi sonuçta ya ne olacağıdı. Neyse perdeyi şeyde açıyorum blog, sokakta. Kızla çocuk sadece susar birbirlerine bakar. Kız çok aşıktır, ama gitme diyemez. Niye gitme desin? Çünkü çocuk birazdan gidicek. Gitme dese de belki gidicek ama bunu hiç bilemiycez, gitme demedin, hiç efor sarfetmedin ondan sonra vay efendim niye gitti. Bi sus kızım! O da öyle yapar, susar. Çocuk kızı alnından öper -evet alnından çünkü burası namuslu bi blog-, ve zıt yönlere doğru yol alırlar. Kız üzgün üzgün giderken yolda eli yüzü düzgün bi genç evsiz görür, genç işi pek bilmediğinden; "abla nöölür bi şarap parası" der. Kız; "ne ablası ayol ben senden küçüğüm" der, bide "şu tipine bak hele bi, tipsizzz!" diye ezer. Genç çok üzülür ama kız bunu bilemez. Sonra yine ilerlerken eli yüzü düzgün olmayan bi evsiz görür, bu sefer bu genç; "abla çok açım, çok fakirim, az öteden geç de senin açından görüntü kirliliği olmasın" der. Gencin blöf yaptığını anlayamayan kızımız cebinden bi kağıt para çıkarır ve "al canım oy balım" falan gibi şeyler saçmalar.-Evet biz sadece kağıt olduğunu görürüz, kaç para olduğunu bilmeyiz-. Parayı alan tipi kayık genç çok sevinir hemen gidip bi şarap alır, şarabını içe içe giderken eli yüzü düzgün olan evsiz arkadaşını görür ve paranın arta kalanını ona verir. Eli yüzü düzgün ve üç gündür aç olan genç hemen yemek yemeliyim diye düşünür. Sonra aç olan annesi ve kardeşleri aklına gelince parayı cebine koyar ve yemek yemekten vazgeçer. Evinin yolunu tutan eli yüzü düzgün genç yolda giderken parayı düşürür, bunu 250 metre falan arkasından gelen, kızın sevgilisi esas oğlan bulur. Evet yol dümdüz bi yoldur, yani evsiz genci küçük de olsa görür ve parayı onun düşürdüğünü anlar. Arkasından koşsa da yetişemez çünkü evsiz genç mutlu olduğundan mütevelli çok hızlı gidiyordur. Sonra bi an duraksar ve "ulan benim evim yokki, nereye gidiyom la böyle" der. O bikaç saniyelik duraksamada kızın sevgilisi 250 metre açığı kapatır ve evsiz gence "paranı düşürdün" der. Evsiz olan ve genç kız tarafından "hele bi tipine bak tüüü" şeklinde azarlanmış olan genç diğerine göndüğünde oradaki herkes hikayenin değiştini anlar. Güneş bi farklı parlar, çiçekler bi ayrı güzel görünür. Halbuki olayın geçtiği mevsim buruk bi sonbahardır, çünkü herkes ayrılık filmlerinin sonbaharda daha güzel hissedileceğini bilir. Ayrıca saat akşam 20.00'ı geçmektedir yani gidecek olan sevgilinin otobüsünün kalkmasına yarım saat kalmıştır. Herkes bu ara açıklamadan sıkılır, birden evsiz ve evsiz olmayan genci görmeye çalışır. O sırada gitme saati yaklaşan genç, evsiz çocuğa; " açmısın, ben de açım hadi gel yemek yiyelim" der. Aslında ne annesi ne de kardeşleri olan evsiz genç "hadi yiyelim" der. Yemek yerken esas oğlan evsiz gençten gözlerini alamaz, otobüsü falan unutur sadece onunla geçirdiği dakikalar hiç bitmesin ister. Burada çocuğun kızı neden terkettiğini de anlarız, evet gencimiz aslında gaydir. İki gencin hikayesine burada ara verilirken genç kız da bi türlü evine gidememiştir ve hala aynı alık haliyle aman dalık haliyle yürümektedir. Şarabını içtikten sonra yolunda yürüyemeyen evsizimiz de mecbur n'apsın otobüse binmiş, Nişantaşı'ndaki evine gidiyordur. Evet çalışmayı sevmeyen adamımız aslında açım abla ayaklarıyla parasını çıkarıp gününü gün eden bi burjuvadır. Sarhoş sarhoş araba kullanamıycağından otobüste gitmeyi seçen adamımız tabi evet sarhoş olduğundan şoförle konuşmaması gerektiğini düşünemez ve şoföre hebelehübele der. O sırada sözleri anlamaya çalışan otobüs şoförü direksiyon hakimiyetini kaybeder ve birine çarpar. Çarptığı kız ona arabanın çarptığının bile hala farkında olamayacak kadar dalgın bi kızdır. Evet o kız bu kızdır. O sırada yemekten sonra eve giden 2 genç erkek televizyonda kaza haberini görür ve hastaneye koşar. Kazada sadece göze giden tüm sinirler minirler bütün herşey kopan onun dışında hiçbişey olmayan kız gözlerini açtığında doktorun babası olduğunu görür. Babasına "baba gizemle geziyoduk sonra bana otobüs çarptı bla bla" diye açıklama yaparken gay çiftimiz elele içeri girer. Genç kız "seni böyle görüceğime kör olsaydım lanet olasıı!" der ve o anda kör olur. Bu sefer görmediğinden yukarı doğru yönelen kız " Allah'ım bugüne kadar hiçbi dediğimi kabul etmedin, şimdi bu niye?" diye isyan eder. Dur yapma çarpılıcaksın demelerine kalmadan bir de çarpılır, ağzı yüzü yamulur. Üstünden aylar geçer babası içine kapanan dışına da kapanan kızını şehir dışına tatile göndermeye karar verir, aslında o şehre hiçbir şartta gitmiycek olan kız tabi ağzı yamulduğundan itiraz edemez. Otobüse bindirilen kız garda hala çok sevdiği eski sevgilisi ve onun yeni sevgilisini görür -kalp gözü-, onlara hareket çeker. Tam o en ön koltuktan dışardakilere hareket çekerken, otobüsün arkasından hebelehübele diye bi ses gelir. Herkes arkaya döner bakar veee o akşam haberlerde "yine otobüs kazası, bi genç kız öldü 3 yaralı var" şeklinde bi haber izlenir. Biri bizzat içinde bulunduğu otobüsün kaza haberini izlerken elinde şarap;" Belki senin kağıt paran dönüp dolaşıp yine sana girmiştir" der, ama sonra "ulan bu söz de nerden çıktı şimdi ehehöhö neyseea" diye güler. Işıklar bu gülüş sesiyle birlikte kapanır. Sonrası sen mutlu lerzan mutlu, gay çift de en mutlu.
Olamaz mı? Olur mu olur aga.
Ayrıca başlık meclisten dışarı yani. Alayınız bilir ki ben sever gays. Hoş değil ibne falan. Bi daha olmasın!
better love story than twilight
YanıtlaSilI think the old man was quite successful ... neyse ben diğerlerini okuyayım :D
YanıtlaSil