Hayata hangi tarafından bakarsam bakıyım yol kenarına işeyen insanlar görüyorum blog. Dünyanın bütün pozitif ol canımları içimde patlıyo, dışarıya sızıyo, yüz derecede kaynayıp buharlaşıyo akabinde. Tabii yürüyceğim üç beş adım yolu da koşarak geçiyorum böylece. Sonra bütün kırmızı ışıklar bana 99 saniye yanıyo, karşıya geçmeye çalışırken kaçıyo hep biniceğim otobüsler. Trenler hep iki kapı ortasına denk geliceğim şekilde duruyolar önümde. Hangi kapıya yürüsem derken insanlar biniyo, kalıyorum. Oturamamış olmak değil içerdeki tek ayakta kalan insan olmak koyuyo sonra. Bir sanatçı olduğumdan hepsi beni izlemek için geçmiş oturmuş, hatta öyle ki yer bulmak için izdiham yaratmış olduklarını hayal ettikten sonra yine bakıyorum öyle yarı ayık halimle. Ve içimden diyorum ki koca kıçıyla iki koltuk ortasına oturmuş teyzelere bir sanatçı edasıyla; altoyla soprano arasında biyerdesin be canım, bi tarafa kaçsan da biz de otursak nasıl olur?
Tekerüstü olmayan en güzel cam kenarı koltuğu benden 3 saniye önce kapmış olan ablam, bi dk kalkar mısın yerinde gözüm kaldı da. Evet çabuk ol tam altında, hadi.