Odaları var kafanın dışarı açılan. Düşünceler duramıyo hani koşuyo dışarı dışarı pencerelerinden. İşte ben de koşmuş olsaydım dışarı dışarı, bu abzürt felsefeyi yapmaya başlamamış olucaktım. Ama yok, evdeyim. O zaman ben felsefemi meyveli alayım! Çünkü vitaminli yiyip sağlıklı düşünmeye ihtiyacım var, artık tatlı yiyip tatlı konuşmayacağım. Bütün garip düşünceler şeker bulmuş karınca sürüsü gibi beynimde zıp zıp zıplıyolar. Beynimi kemiriyolar demedim dikkat ettiysen, zıplıyolar. Çünkü dertli değilim, sıkılıyorum. İç dünyam dış dünyamdan daha renkli, rüyalarım günlerimden daha hareketli. Uyuşamıyoruz biz bu dünyayla, geldiğim yer böyle değildi benim. Candyland'den geldim demiyorum, ama belki uzaylıyım. Farklıyım diğerlerinden. İçim hep eğlenceli, isteklerim zararsız, düşüncelerimin çıkış noktası gökkuşağının dibindeki mücevher sandığı. İçimde herşey, farklı kutulardan seçilmiş farklı renklerde jelibon tanesi. Dışarısı gri, hava kötü, herkes kötü. Dışarısı bizim evden büyük. Ben hala küçüğüm. Herşey garip.
Bunun için uğraşmadım ama bi'kaç milyon yılımı daha bi mekanda kapalı şekilde geçirirsem iyi felsefe yapabilirim bence. Bi deneyelim blog. Sıkılmaya devam. Sert kal!