emonster

4 Şubat 2011 Cuma

Öldüğünüz İçin Teşekkürler

Selam blog nassın eisin? Ben de iyiyim ok by. Ay yok dur anlatıcaktım. Evet şeyi. Aslında çok önemli bi mevzu da. Ama dinlemek istiyosan yani?... Tamam başlıyorum. Ben birinin hortlamasının hortlamamasından daha iyi olduğunu düşünüyorum blog . Yani tam olarak değinmek istediğim hortlaklara hor(t) davranmak sorunsalı. Şimdi biri öldü diye hadiii tamam gitti gelirse tırsarım aga diye mi bakmak lazım. Hem ayıp değil mi yaşarken oh canım cicim öldü geri geldi 'ay hortlak!' Hortlak ne lan saygısız ben senin büyüğünüm demez mi yani. Bence belirli gün ve haftalar şeysinde hortlaklar günü de olmalı, hem sevgililer gününden saçma olmazdı bence. Sevgilini hergün gör sonra 14 şubat geldi efenim bişeyler yapmak lazımlar falan. Adam hergün mü hortluyo sanki! Şu 14 şubata gıcıklığım belki Geleneksel 14 Şubatı Yalnız Geçirme etkinliğimin 21. yılını kutlıycağım içindir, ama çok kurcalama blog, saçma diyosam saçma. Hem dünya hortlaklar günü olsaydı her sene gidip biçok arkadaş edinirdim. İlla cennetin elit kesimlerinde huzura ermiş ölü tanıdıklarım olmasına gerek yok, çılgınca geberenler bizden değil mi? Ben arkadaş canlısıyım aga icap ederse "ah havalar nasıl orda? oh ne iyi ne iyi valla ben üşüyom burda şanslısın bedava ısın bakalım köfte"'leri oynar ortamı ısıtırım. Yok yok ısıtmak hoş olmaz, insan bi gün değişiklik ister tabi haklı. Ya bi kitap okumuştum Ghost diye, adam her gece hortlayıp öldüğü konağa gelenleri rahatsız ediyodu. Ben başından beri hayaletin yanındayım canım, çok istediğinden mi korkutuyo sanki milleti. Gelen geçen yerleşmiş köşke adam en sonunda çocuk gibi ağladı döktü içini, üç bin yıldır uyuyamıyomuş garibim içim ürperdi valla. Böyle durumlarda empati kurmak lazım, eğer gelip sana böö yapıyosa kesin gençliğinde bişey yapmışsındır ona körolasıca. Aynı şekilde dün izlediğim bi filmde de adamlar hortlayıp geliyodu , onları yakarak öldüren adamı yakıp öldürüyolardı. Doğru yaptılar ellerine sağlık. Aman benim okuduğum garip kitaplardan izlediğim zombi filmlerinden bahsetmeye kalkarsak ohoo. Neyse benim istediğim şu, yani dost ölülerimiz arada bi gelseler şöyle bi çay içsek muhabbet etsek. Gelirken pasta börek getirseler mesela oh. Ama çirkin gelmesinler ya bi çeki düzen versinler kendilerine yani adam ölürken kafası kopmuş misal ya da beyni falan dışarda gitmiş öbür tarafa, hoş değil çay içilmez karşılıklı. 'Zuhaa ben senin ciğerini bilirim aha da burda' ya da 'abi senin küçükken de beynin yoktu yanlış mı hatırlıyorum aha işte hala boş bi tas taşıyosun' gibi espiriler yapmak zorunda bırakmasınlar beni. Bak bi de şu var;  gel şöyle otur diycem ama seni fena oturtmuşlar ha kazığa nihaha. Sus blog sinir etmesinler beni tutmam kendimi yaparım bütün abzürt esprileri Allaamaa! Bak söylüyorum bi de zart diye çıkmasınlar ordan burdan. "Ehehe hortladım geldim kapıyı çalmadım kanka bak ne dicem..." falan diye girerse odama ben de ağız burun girerim adama ha! Oha nasıl da sevgi doluyum. Ama konuyu bağlamalıyım hacı o yüzden öhöm ben öyle düşünüyorum ki eğitim şart! Ay şey dicektim kurulan ilişkilerde saygı şart diye düşünüyorum. Evet. Ölülerle de tabi. O yüzden bundan sonra yolcularken; "Öldüğünüz için teşekkürler, öteki hayatınızda başarılar dileriz" falan diyceksin blog.  Bide şu kalıp sözlerden vazgeç bi zahmet. Neyden bahsettiğimi biliyosun. "Merhumu nasıl bilirdiniz? İyi bilirdiiik".  Ayrıca blog sana diyorum bro sen anla! Şimdi bi deneme yapalım. Merhumu nasıl bilirdiniz? Hadi hep bir ağızdan! "Çılgın bilirdik adamım!"

A dur bide. Sevgili üstad Ali Poyrazoğlu -aha havaya gel- İçimdeki Timsah kitabında der ki; "...Bence geri dönüş söz konusu bile değil, yani önceden uyarayım dedim. Hani birine borç falan verirsiniz, 'Abi bir daha dünyaya gelişimde veririm' falan der, kazıklanmayasınız. Ya da sevgiliniz ' Senden ayrılıyorum diye üzülme bir daha dünyaya gelişimizde yine beraber oluruz' falan derse, yemeyin. Aman ha!"
Sırf okuduğumu belirtmek için yazdım. Böyle de kasıntıyım. Ama olsun yine de sevin beni. Aman ha!

Seni Doğurcağıma Taş Doğursaydım Tarifi

Gerekenler:
1 adet her zaman söylenme potansiyeline ve madde 52462426'daki özelliklere sahip hatun kişisi
1 adet en az o hatun kişisiyle izdivaç yapıcak kadar zekasız, madde 6524625462'deki özelliklere ve sahip ve çocuk yapmayı bilen erkek kişisi
Ve uygun bi mekan -töbe töbe-

Madde 52462426'nın içerdiği gibi dişimiz akşama kadar çekirdek çıtlayan (ya da çitleyen), dedikodu yapan, yemek yapmak yerine kuaföre giden mesela evle ilgilenmek yerine bol bol alışverişe giden (eh hergün evde geçer mi oyüzden bol bol) ve kesinlikle çocuk isteyen ama bunun için sadece doğurganlık özelliğine sahip olmak gerektiğini düşünen hatun kişisi "amaan canım sıkılıyo napiiiim hadi evleniyim bari" mantalitesiyle erkek bakmaya başlar. Bu sırada, "oğlum hergün meyhanede orda burda hayat mı geçer hem sana yemek yapıcak evini ısıtıcak bi kadın lazım gel seni falancıyla baş göz edelim" (falancı lafı geçmezse vallahi olmaz blog) diyen yakınları olan ve madde  6524625462 gereğince evet ağzıyla içmeyi bilmeyen, iyi küfür eden, en uzağa tükürme rekoru olan ne biliyim İsmail Yk'yı ekol olarak gören erkek kişisiyle tanıştırılır. Geçtiğimiz cümlenin yarısı kadar kısa bi süre içinde bu iki sorunlu evlendilir ama ben baş göz etmek deyiminin daha iyi olduğunu yine de belirtmek isterim. Sonrasında her geçen günü bi öncekinden malca bile geçiremeyen, yani herhangi bir konuda ilerleme katetmeye karşı olan çiftimiz bigün " hadi la çocuk yapak" der. Ama bu mallar bunu söylediğinde mesela gerizekalı hatunumuz aslında 7 aylık hamile olduğunu farkeder. Sonuç olarak 2 ay sonra çocuk çıkar. Çıkar mı fırlar mı bilmem aga.  Abartmak isteseydim "alo aaayyy bilmemne hanım ay ben programınızı izlerken off doğurmaya başladım ne yapiyim?" diyerek tv karşısında doğurturdum kadını. Ama yapmadım. Çünkü yaratıcılığımı en can alıcı noktaya bıraktım. Çocuğun büyüyüp apaçi olması kısmına. Ah dur çok mu hızlı gittik. Olsun büyüdü işte çocuk ve apaçi oldu. Uyuşturucu da kullanıyo karı kız da. Koluna faça çekiyo mesela eğlence olsun diye. Hobileri içinde arkadaşlarıyla birbirlerinin annesine küfür etmek başı çekiyo, hepsi bunu yeterince yapıyo ki hiçbirinin annesi eksik kalmasın. Annesi de alıştı hem, o da hergün oğluna bildiği tüm kötü lafları sayıp stres atıyo, rahatlıyo, ama en rahat zamanlarını çocuk 38763675373 gün eve uğramadığında geçiriyo. Bide kocası içtikten sonra her gece evi bulamasa daha iyi olucak da işte. Neden çocuğun erkek olduğu kısmını atladım evet. Ama biliyosun ki erkek adamın erkek çocuğu olur(!) Ya açıkçası bi kızın daha kötü yola düşmesine içim el vermedi. Hem yazıyı ben yazıyorum ya sanki benim yüzümden düşücekmiş gibi hissettim. Neyse böyle yani blog. Sonuç olarak çocuğumuz hazır. Son sözü cefakar fedakar ayaklarının altı cennet olan annemize veriyoruz. Hadi bi de bu sözü mesela karakolda "şu piçin ailesine haber verin" kısmından hemen sonra komiserin karşısında 'çocuğumla çok ilgilenmek istedim ama o buna hiçbi zaman izin vermedi' ifadesini takınan kocasının yanında mülayim ev kezbanı şeklinde boynunu bükerek söylesin. "Niye böyle oldun oğlum, ah seni doğurucağıma taş doğursaydım".