emonster

10 Eylül 2012 Pazartesi

Bu da böyle bi' anımdı

Günlerden tam pazartesiertesi salıya girdik ama daha biyere varamadık ve saat de 00.00'ı yeni geçtik olsa olsa 00.30'dur suları evimizi su bastı. Böyle bi günde böyle bi saatte su mu basarmış evi efendim dedik öylece durduk kınadık biz de. Aslında ne zamandır evi su basmamıştı iyi oldu nitekim. Hani bardak çanak kırılınca olsun olsun nazar gitti derler ya öyle. Öte yandan da yatıcakayak iş çıktı hadi bakalım dedik tabi. Bi boş tarafından bi dolu tarafından baktık yerlerdeki suya. Neresinden baksan rahmet, o ayrı! Ama musluktan yere inmişken hani bu rahmetin bereketi diyosun. Neyse her aklıbaşındaevinisubaşmışinsan gibi bişeyler yapmaya koyulduk bi zaman sonra. Halılardaki yadsınamaz süperemicigüç sayesinde suyun epey bi kısmını uğraşmadan balkona çıkarmış, bizden sorumluluğu çıktı artık Allah selamet etsin demiş olduk. Bizim olan kalan sağlarla da ben sevgi dolu bi aktiviteye girmek zorunda kaldım. Kovaydı, çekecekti, ismini zikretmeyeyim reklama girmesin zopalı yer temizleyici paspastı -ki kendisi alenen vileda oluyo- bilimum temizleyici parlatıcı baldökyalayapıcı aletle yerdeki suyu çektim. Kendi evimin kendi suyunu kendi temiz viledamızla çektiğim için gururla yaptım bu işi. Ya başkasının evinin karaktersiz viledasıyla yapmak zorunda olsaydım ıyy hiii Allahh aman ne korkuyorum benim venişim var reklamlarındaki teyzenin korkusunun real olanının başka bi türevini bizzat yaşamış gibi olurdum sanki. Sildiğim odanın iç açıları toplamı bana dar gelirdi  kulağımdaki korkunçlu arkafon müzikle. Ama neyse ki islami koşullara uygun üretilmiş, ahlakı tam, iyi aile viledamız var şekerim. Böyle yani. Herkesin güzel su emen bi viledası olmalı, anafikir bu. Evini su bastıktan sonra oturup yazı yazıcak kadar normal biri olarak konuları biyerlere bağlamak isteyip bişey bulamıyınca ordan geçen bi simitçiye bağlarım ben. Oku sen de tabi bişey var çünkü dimi! Zaten uykudan yakmışım devreleri, içi su dolu sürahiyi kırdığımda yerdeki camlarla beraber suyu da içine çektirdiğim elektrikli süpürge gibi olmuşum dumanım tepemde. Bide gece gece şu iş çıkmış başımıza töbe yarebbim. Sen de var git işine allasen.

22 Nisan 2012 Pazar

Kafalarım Karışık

Bence tavuklar uçabilir, evet. Uçabileceklerine inansalar uçabilirler belki en azından. Ya da ben inanırsam aklımdaki tavukları uçurabilirim. Daha fazla sıkılırsam keçileri de kaçırabilirim. Yanıma bi paket domates çorbası alıp buralardan kaçabilirim. Niye domates çorbası, çünkü keçileri kaçırmışım ya düşünemişim yanıma    saç düzleştirici almayı. Issız bi çıkmaz sokağa düşmüşüm mesela sonra, gitmişim gitmişim çıkmamış sonu. Yok sonu çıkmış, çıkış yolu çıkmamış. Ben de çıkmazlar çıkılmak içindir diyip tırmanmışım önüme engel duvarın üstüne. Sonra da yoluma devam etmişim işte, bu hikaye de saçma sapan bitmiş. Hikayeler öyledir çünkü.

Hayat da hikayeler gibi olsaydı diyorum. Bazen hayat gerçekten saçmasapanlıklarla dolu olsun istiyorum ama uykum geliyo o sırada. Gözlerimin, ellerimin, ayaklarımın uykusu geliyo, en çok da yarısı çıkmamış sağ alt 20lik dişimin. Uykuyu yarısı çıkmamış 20lik dişimde hissediyorum. Yıllardır içerde uyuyo o da işte, kafası çıktı gerisi yok. Ben de annemin karnından 10 aya yakın çıkmamışım zaten. Çekip çıkarmasalar yine keyfimi bozmaya niyetim yoktu bence ya, neyse. Böyle pis bi dünyaya bi bebek yani kendimi getirmek istememişim zekamı seviyim. Bu da aklıma nerden geldi bilmiyorum ama bi tembellik söz konusu evet kabul ediyorum yani. Şurdan yatağıma gitmeye üşeniyorum aslında. Şu suyu uzatsana bi zahmet blog. Sıkılırken uykum geldi çünkü biliyosun. Saçmalarken yoruldum. Yorulurken susadım falan. Delirirken kendime çimdik atsam her çimdikte yatağıma biraz yaklaşsam. Hava bugün çok güzel olsa annem sabahın köründe beni uyandırmasa. Lalalalaa

Keçiler ne güzel zıplıyo hendekten...

3 Nisan 2012 Salı

Korkunçlu muymuş?

Dişlerimi fırçalarken arkamdan birisi usulca yaklaşıcak gibi hissediyorum. Gözlerim kapalı şekilde yüzümü köpürtürken arkamdan bi el kuulca omuzuma değicek gibi hayal ediyorum. Yüzümü durularken lavaboya doğru eğildiğimde ise bi yaratık hiç de usulca hiç de kuulca değil, gayet öküzce hieeaa diye üstüme atlıycak belki tek hamlede böbreğimi alıcak yada saniyeler içinde kafamı kopartıcak, açık gözlerim kopuk bedenime bakıcak falan gibi şeyler düşünmiyim diye hemmeen yüzüme su vurup kaçıyorum. Hayır bari odamın ışığını kapatıp yatağıma doğru giderken boy aynasında gölgemin yansımasının kollarını sağa sola sallamasından falan korkup şeyyapmasam...Bi dk ya! Gölgem niye öyle şeyler yapıyo ki uyumaya giderken. Halim mecalim yokken de dört kollu Ben10 bilmemnesi gibi hebelehübele şeklinde mi geziyorum acaba ben. Neyse çok da takmamak lazım, çünkü bazen iş çığırından çıkıcakmış gibi göz kırpabilir. Hayat sana hayaletlere inanma derken omzunun üstüne onlarca gözükmez ucubeyi salabilir. N'oluyo lan demeden önce, işin derinine inip n'aber lan demek lazım... Beş yıl önceydi, tıpkı on yedi yıl önceki ve on yıl sonrası gibi görmediğim herşeyden korktuğum günlerdi. Çok yol katetmemiştim, küçüktüm. Makyaj yapmadığım zamanlarda insanların beni 14-15, makyaj yaptığım zamanlarda ise satanist zannettiği günlerdi. Halbuki ben üşenmeyip hesapladım dediğiniz aslında hesap gerektirmiycek kadar kolay anlaşılabilen o yaştaydım. Televizyonların her gün yapılan araştırmalara göre tereyağın zararları açıklandı, tereyağ aklandı, yumurtanın bilmemnesi bilmemne, ay yok onun da zabazingosu yararlı çıktı diye açıklama yaptıkları günlerdi. Aynı zamanda o televizyonlar geceleri korku filmi de verebiliyorlardı. Kanalları zaplarken bir de baktım ki oh tanrım bu da ne gibi bişey. Çok korkunçlu bi film olduğu isminden bile belliydi. Sonra annem kumandayı alıp 'onların suratlarına nolmuş be iğrenç iğrenç haller salak saçma hareketler kapat şunu da yatalım' dedi. Yani sandığınız gibi işin derininde olay molay yok, kendi kendime kuruntu yaptığımdan korkuyomuşum amaan be dediğim başka bir günü aklıma getirdiğimde ise, çok iyi hatırlıyorum odamda yazı yazıyordum. Güneş batarken bir anda odama karanlık çöktü, hemen 'ben geliyorum blog, sen herşeyi kaydet tamam mı' diyip bilgisayarı kenara koydum. Camın önünde daha net çok net beliren karanlık evet baya bi karanlıktı. O karanlık, perdenin arkasında hareket ettiğinde artık çok geç ne olacaksa olsun diye düşünerek ona doğru yaklaştım ve perdeyi araladım. Martıymış, annemin attığı kuru ekmekleri yiyomuş, o da benden korkup kaçtı. Sonrasında olaylar sona erdi, eski günlerdeki gibi korkulucak olaylardan hiçbirini yaşamadım. Yıllar yılları kovaladı, büyüdüm. İnsanların makyaj yapmadığımda bişeye benzetemediği ve makyaj yaptığımda normal insan zannetiği günlerdeyiz. Ben hala korkularımın derinlerinde bi'şey bulabileceğimi düşünüyorum. Ne biliyim çöp atarken konteynırdan kedi sıçramıştır, apartman kapısını açarken karşımda bi anda komşunun karanlık yüzü belirmiştir falan. Böyle bişeyler arıyorum ve tıpkı yirmi iki yıl önce hayatımda ilk gördüğüm insandan korkup ağlamaya başladığım andaki gibi korkuyorum.

22 Mart 2012 Perşembe

Lakinkiöyledeğildir.

Bazı insanlar utanmadan yaşamaya devam ediyo ya ben utanıyorum. Niye yaşıyosunuz lan diyesim geliyo ama o zaman soru sorduğum için cevap beklemiş olurum, cevap beklersem muhattap olmuş olurum diye sesimi çıkarmıyorum. En azından utanın lan diyip kaçsam nasıl olur? Çok iyi de olur çok da güzel iyi olur sanki. Hem onlar utanırsa ben utanmaya devam etmem onların adına. Böyle düşünüp biraz gevşiyorum ben de işte. Sonra Can Bonomo dansı yapmaya başlıyorum hafiften. Ben hep böyle dans edermişim halbuki, aslında olay şu; o dansı ben icad ettim. Şarkı yazma yeteneğim olmadığı ve sesim de kötü olduğu için şuan ESC'ye o gidiyo. Sırf bendeki star ışığı içimde saklı diye ben gidemiyorum diyorum blog! Bunu düşünüp yine geriliyorum, bi fincan kolayı daha fondip yapıp devam ediyorum atarlanmaya. Kola içip güzelleşiyorum kola içip sızıyorum falan ben bu odada. Sıkılıyorum bunalıyorum sonra yine sıkılıyorum, sıkılmaktan sıkılıyorum. Hayat bana bu aralar çok 'hoca bana taktı beyler'. Hani sözlü notu haneme iki tane hadi ordan verse, son sınavdan da yine doğru düzgün bişey alamasam kesin kalır mıyım ya falan diye hesaplama yapan ilkokul öğrencisi insanının nasıl olsa sınıfta kalma yok ama yani yüksek not getirseydim de iyi olurdu oyuncak moyuncak karne hediyesi kafası gibi bişey şuan biraz yaşamak. Eğlensek eyi olurdu ama şimdilik yemek yesek de mutlu oluruz tadında. Ay ne bunalımmışım yine lan. Niye yazmaya başladığımda böyle oluyo, ya da böyle olduğumda yazmaya başlıyorum bilmiyorum ama normalde böyle değilim yani. Normal de değilim tamam ama. Anormal olsam doğa beni bu kadar kabullenmezdi sanki. Biraz doğam doğaya aykırı olabilir tamam. Ama toprağın kabul etmeyip her gece dışarı fırlattığı ve Sadettin Teksoyun konu aldığı ceset gibi de değilim. Sırt çantamda ceset var diyorum tamam ama yani...