Selam blog nassın eisin? Ben de iyiyim ok by. Ay yok dur anlatıcaktım. Evet şeyi. Aslında çok önemli bi mevzu da. Ama dinlemek istiyosan yani?... Tamam başlıyorum. Ben birinin hortlamasının hortlamamasından daha iyi olduğunu düşünüyorum blog . Yani tam olarak değinmek istediğim hortlaklara hor(t) davranmak sorunsalı. Şimdi biri öldü diye hadiii tamam gitti gelirse tırsarım aga diye mi bakmak lazım. Hem ayıp değil mi yaşarken oh canım cicim öldü geri geldi 'ay hortlak!' Hortlak ne lan saygısız ben senin büyüğünüm demez mi yani. Bence belirli gün ve haftalar şeysinde hortlaklar günü de olmalı, hem sevgililer gününden saçma olmazdı bence. Sevgilini hergün gör sonra 14 şubat geldi efenim bişeyler yapmak lazımlar falan. Adam hergün mü hortluyo sanki! Şu 14 şubata gıcıklığım belki Geleneksel 14 Şubatı Yalnız Geçirme etkinliğimin 21. yılını kutlıycağım içindir, ama çok kurcalama blog, saçma diyosam saçma. Hem dünya hortlaklar günü olsaydı her sene gidip biçok arkadaş edinirdim. İlla cennetin elit kesimlerinde huzura ermiş ölü tanıdıklarım olmasına gerek yok, çılgınca geberenler bizden değil mi? Ben arkadaş canlısıyım aga icap ederse "ah havalar nasıl orda? oh ne iyi ne iyi valla ben üşüyom burda şanslısın bedava ısın bakalım köfte"'leri oynar ortamı ısıtırım. Yok yok ısıtmak hoş olmaz, insan bi gün değişiklik ister tabi haklı. Ya bi kitap okumuştum Ghost diye, adam her gece hortlayıp öldüğü konağa gelenleri rahatsız ediyodu. Ben başından beri hayaletin yanındayım canım, çok istediğinden mi korkutuyo sanki milleti. Gelen geçen yerleşmiş köşke adam en sonunda çocuk gibi ağladı döktü içini, üç bin yıldır uyuyamıyomuş garibim içim ürperdi valla. Böyle durumlarda empati kurmak lazım, eğer gelip sana böö yapıyosa kesin gençliğinde bişey yapmışsındır ona körolasıca. Aynı şekilde dün izlediğim bi filmde de adamlar hortlayıp geliyodu , onları yakarak öldüren adamı yakıp öldürüyolardı. Doğru yaptılar ellerine sağlık. Aman benim okuduğum garip kitaplardan izlediğim zombi filmlerinden bahsetmeye kalkarsak ohoo. Neyse benim istediğim şu, yani dost ölülerimiz arada bi gelseler şöyle bi çay içsek muhabbet etsek. Gelirken pasta börek getirseler mesela oh. Ama çirkin gelmesinler ya bi çeki düzen versinler kendilerine yani adam ölürken kafası kopmuş misal ya da beyni falan dışarda gitmiş öbür tarafa, hoş değil çay içilmez karşılıklı. 'Zuhaa ben senin ciğerini bilirim aha da burda' ya da 'abi senin küçükken de beynin yoktu yanlış mı hatırlıyorum aha işte hala boş bi tas taşıyosun' gibi espiriler yapmak zorunda bırakmasınlar beni. Bak bi de şu var; gel şöyle otur diycem ama seni fena oturtmuşlar ha kazığa nihaha. Sus blog sinir etmesinler beni tutmam kendimi yaparım bütün abzürt esprileri Allaamaa! Bak söylüyorum bi de zart diye çıkmasınlar ordan burdan. "Ehehe hortladım geldim kapıyı çalmadım kanka bak ne dicem..." falan diye girerse odama ben de ağız burun girerim adama ha! Oha nasıl da sevgi doluyum. Ama konuyu bağlamalıyım hacı o yüzden öhöm ben öyle düşünüyorum ki eğitim şart! Ay şey dicektim kurulan ilişkilerde saygı şart diye düşünüyorum. Evet. Ölülerle de tabi. O yüzden bundan sonra yolcularken; "Öldüğünüz için teşekkürler, öteki hayatınızda başarılar dileriz" falan diyceksin blog. Bide şu kalıp sözlerden vazgeç bi zahmet. Neyden bahsettiğimi biliyosun. "Merhumu nasıl bilirdiniz? İyi bilirdiiik". Ayrıca blog sana diyorum bro sen anla! Şimdi bi deneme yapalım. Merhumu nasıl bilirdiniz? Hadi hep bir ağızdan! "Çılgın bilirdik adamım!"
A dur bide. Sevgili üstad Ali Poyrazoğlu -aha havaya gel- İçimdeki Timsah kitabında der ki; "...Bence geri dönüş söz konusu bile değil, yani önceden uyarayım dedim. Hani birine borç falan verirsiniz, 'Abi bir daha dünyaya gelişimde veririm' falan der, kazıklanmayasınız. Ya da sevgiliniz ' Senden ayrılıyorum diye üzülme bir daha dünyaya gelişimizde yine beraber oluruz' falan derse, yemeyin. Aman ha!"
Sırf okuduğumu belirtmek için yazdım. Böyle de kasıntıyım. Ama olsun yine de sevin beni. Aman ha!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yap aga yorum yap.